A A A A A

İyi Karakter: [Merhamet]

Koloseliler 3:12
İmdi birbirinize karşı sabrederek, ve eğer birinin başkasına karşı bir şikâyeti varsa, Rabbin size bağışladığı gibi böylece siz de biri obirine bağışlıyarak,

Yasa 33:19
Ve dedi: Ben bütün iyiliğimi senin önünden geçireceğim, ve RABBİN ismini senin önünde ilân edeceğim; ve lûtfedeceğim adama lûtfedeceğim, ve acıyacağım adama acıyacağım.

Yeşaya 30:18
Bunun için RAB size lûtfetsin diye bekliyecek; ve size acısın diye yükselecek; çünkü RAB adalet Allahıdır; bütün onu bekliyenlere ne mutlu!

Yeşaya 49:10-13
[10] Acıkmıyacaklar, susamıyacaklar; sıcak ve güneş onlara vurmıyacak; çünkü onlara merhamet eden kendilerine yol gösterecek, ve onları su pınarlarına iletecek.[11] Ve bütün dağlarımı yol edeceğim, ve büyük yollarım yükselecek.[12] İşte, bunlar uzaktan, ve işte, bunlar şimalden ve garptan, şunlar da Sinim diyarından gelecekler.[13] Ey gökler, terennüm edin; ve ey yer, meserretle coş; ve ey dağlar, terennüme koyulun; çünkü RAB kavmını teselli etti, ve kederli olanlarına acıdı.

Yeşaya 54:10
Çünkü dağlar yerinden kalkar, ve tepeler sarsılır; fakat inayetim senin üzerinden kalkmaz, ve selâmet ahdim sarsılmaz, sana merhamet eden RAB diyor.

Yeşaya 63:7
RABBİN bize verdiği her şeye göre RABBİN inayetlerini, ve RABBİN hamtlerini, ve inayetlerinin çokluğuna, ve merhametlerine göre vermiş olduğu iyiliği, İsrail evine olan büyük iyiliği anayım.

Yakup 5:11
İşte, sabredenlere mutlu deriz; Eyubun sabrını işittiniz, ve Rabbin takdir ettiği akıbeti gördünüz; çünkü Rab çok acır ve merhamet eder.

Ağıtlar 3:32
Çünkü dert verse de, inayetlerinin çokluğuna göre yine merhamet eder.

Mezmurlar 51:1
Musikacıbaşı için. Bat-şebanın yanına girdikten sonra Natan peygamber ona geldiği zaman, Davudun Mezmurudur. EY Allah, inayetine göre bana acı; Rahmetinin çokluğuna göre isyanlarımı sil.

Mezmurlar 103:13
Baba çocuklarına nasıl acırsa, RAB kendisinden korkanlara öyle acır.

Mezmurlar 116:5
RAB rauf ve âdildir; Ve Allahımız merhametlidir.

Mezmurlar 119:77
Merhametlerin bana gelsin de yaşıyayım; Çünkü şeriatin benim zevkimdir.

Mezmurlar 119:156
Merhametlerin çoktur, ya RAB; Hükümlerine göre beni dirilt.

Mezmurlar 145:9
RAB herkese iyidir; Merhametleri de bütün işleri üzerindedir.

Romalılar 9:15
Çünkü Musaya diyor: “Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, ve acıdığıma acıyacağım.”

2 Korintliler 1:3-4
[3] Allah tarafından teselli olunduğumuz teselli ile bütün sıkıntıda olanları teselli edebilmemiz için,[4] bizi her sıkıntımızda teselli eden, her tesellinin Allahı ve rahmetlerin Babası, Rabbimiz İsa Mesihin Allahı ve Babası mubarek olsun.

Filipililer 2:1-3
[1] İMDİ eğer Mesihte bir teşvik, eğer sevginin bir tesellisi, eğer Ruhun bir iştiraki, eğer yürekten bir muhabbet ve merhamet varsa,[2] sevincimi tamamlayın; ta ki, ayni sevginiz olup bir yürek olarak, bir şeyi düşünerek ayni fikirde olasınız.[3] Hiç bir şeyi fırkacılıkla, ne de boş övünmekle yapmıyarak, fakat alçak gönülle, her biri diğerini kendinden üstün sayarak,

Matta 9:35-38
[35] Ve İsa, bütün şehirler ve köylerde, onların havralarında öğreterek, ve melekûtun müjdesini vâzedip her türlü hastalığı ve her türlü zayıflığı iyi ederek dolaşıyordu.[36] Fakat kalabalıkları görünce, İsa onlara acıdı; zira çobanı olmıyan koyunlar gibi şaşırmış ve dağılmış idiler.[37] O zaman İsa şakirtlerine dedi: Gerçi hasat bereketli, fakat işçiler az.[38] İmdi hasadın Rabbine yalvarın, kendi hasadına işçiler çıkarsın.

Mezmurlar 103:1-5
[1] Davudun Mezmurudur. EY canım, RABBİ takdis et, Ve ey içimde olan her şey, onun mukaddes ismini takdis etsin.[2] Ey canım, RABBİ takdis et, Ve bütün iyiliklerini unutma;[3] Bütün fesatlarını bağışlıyan, Bütün hastalıklarını iyi eden,[4] Hayatını kabirden kurtaran, Sana inayet ve rahmetler tacını giydiren,[5] İhtiyarlığını iyilikle doyuran odur; Ve gençliğin kartal gibi tazelenir.

Matta 20:29-34
[29] Ve onlar Erihadan çıktıkları zaman, büyük bir kalabalık İsanın ardınca gitti.[30] Ve işte, yol kenarında oturan iki kör, İsanın geçtiğini işitince: Ya Rab, bize merhamet eyle, sen, ey Davud oğlu! diye bağırdılar.[31] Ve sussunlar diye kalabalık onları azarladı. Fakat onlar: Ya Rab, bize merhamet eyle, sen, ey Davud oğlu! diye, daha çok bağırdılar.[32] İsa durup onları çağırarak dedi: Size ne yapmamı istiyorsunuz?[33] Onlar kendisine: Ya Rab, gözlerimiz açılsın, dediler.[34] Ve İsa acıyarak, gözlerine dokundu; ve hemen gözleri açılıp onun ardınca gittiler.

Matta 14:13-21
[13] İmdi İsa bunu işitince, oradan bir kayıkla ıssız bir yere ayrıca çekildi; ve kalabalıklar bunu işitince, şehirlerden yaya olarak onun ardınca gittiler.[14] Ve İsa çıkıp büyük bir kalabalık görerek onlara acıdı, hastalarını iyi etti.[15] Ve akşam olunca, şakirtler ona gelerek dediler: Yer ıssızdır, zaten vakit geçti; halkı salıver ki, köylere gitsinler de kendilerine yiyecek satın alsınlar.[16] Fakat İsa onlara dedi: Gitmelerine hacet yok; onlara siz yiyecek verin.[17] Şakirtler de İsaya dediler: Burada beş ekmek ve iki balıktan başka bir şeyimiz yok.[18] İsa: Onları buraya bana getirin, dedi.[19] Ve çayır üzerine otursunlar diye halka emretti. Ve beş ekmekle iki balığı aldı, ve göke bakıp şükran duası etti; ve ekmekleri kırıp şakirtlere verdi, şakirtler de halka verdiler.[20] Hepsi de yiyip doydular, ve parçalardan artanı on iki küfe dolusu olarak kaldırdılar.[21] Yiyenler, kadınlar ve çocuklardan başka, beş bin erkek kadar idiler.

Matta 15:29-39
[29] Ve İsa oradan gidip Galile denizi yakınına geldi; ve dağın üzerine çıkıp orada oturdu.[30] Ve ona büyük kalabalıklar, beraberlerinde topallar, körler, dilsizler, çolaklar, daha başka bir çokları olarak geldiler; ve onları İsanın ayaklarının yanına bıraktılar, ve İsa onları iyi etti;[31] şöyle ki, dilsizi söyler, çolağı sağlam, körü görür, ve topalı yürür gördükleri zaman, halk şaştılar; ve İsrailin Allahına hamdettiler.[32] Ve İsa şakirtlerini yanına çağırıp dedi: Halka acıyorum, çünkü şimdi üç gündür benimle beraber bulunuyorlar, ve yiyecek bir şeyleri yok; yolda bayılmasınlar diye, ben onları aç salıvermek istemem.[33] Ve şakirtler ona dediler: Issız yerde bu kadar büyük kalabalığı doyuracak kadar ekmeği nereden bulalım?[34] İsa da onlara: Kaç ekmeğiniz var? dedi; ve onlar: Yedi ekmek ve bir kaç küçük balığımız var, dediler.[35] İsa yere otursunlar diye halka emretti,[36] ve yedi ekmeği ve balıkları aldı, ve şükrederek kırıp şakirtlere verdi, şakirtler de halka verdiler.[37] Hepsi de yediler, ve doydular; ve parçalardan artanı yedi sepet dolusu olarak kaldırdılar.[38] Yiyenler de, kadınlar ve çocuklardan başka, dört bin erkek idiler.[39] Ve İsa halkı salıverip kayığa binerek Magadan sınırlarına geldi.

Matta 6:30-44
[30] Fakat bugün mevcut olup yarın fırına atılan kır otunu Allah böyle giydirirse, sizi daha çok giydirmez mi, ey az imanlılar?[31] İmdi: Ne yiyeceğiz? yahut: Ne içeceğiz? yahut: Ne giyeceğiz? diye kaygı çekmeyin.[32] Çünkü Milletler bütün bu şeyleri ararlar; çünkü semavî Babanız bütün bu şeylere muhtaç olduğunuzu bilir.[33] Fakat önce onun melekûtunu ve salâhını arayın; ve bütün bu şeyler size artırılacaktır.[34] Bundan dolayı, yarın için kaygı çekmeyin; zira yarınki gün kendisi için kaygı çekecektir. Kendi derdi güne yeter.[35] HÜKMETMEYİN ki, hükmolunmıyasınız.[36] Çünkü ne hükümle hükmederseniz, onunla hükmolunacaksınız; ölçtüğünüz ölçü ile de size ölçülecektir.[37] Ve niçin kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği seçmezsin?[38] Yahut nasıl kardeşine: Bırak, gözündeki çöpü çıkarayım, dersin? İşte, mertek senin gözünde![39] Ey ikiyüzlü, önce kendi gözünden merteği çıkar, o vakit çöpü kardeşinin gözünden çıkarmak için iyi görürsün.[40] Mukaddes olanı köpeklere vermeyin, ve incilerinizi domuzların önüne atmayın ki, onları ayakları altında çiğnemesinler, ve dönüp sizi parçalamasınlar.[41] Dileyin, size verilecektir; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.[42] Çünkü her diliyen alır, arıyan bulur, ve kapıyı çalana açılır.[43] Sizden hangi adam, oğlu ondan ekmek ister de, ona taş verir?[44] veya balık ister de, ona yılan verir?

Luka 15:11-32
[11] Ve İsa dedi: Bir adamın iki oğlu vardı;[12] bunlardan küçüğü babasına dedi: Baba, malından payıma düşeni bana ver. Ve baba varını onlara pay etti.[13] Bir kaç gün sonra, küçük oğul her şeyi topladı, uzak bir memlekete gitti; ve orada sefahetle yaşıyarak malını telef etti.[14] Ve hepsini sarfettikten sonra, o memlekette büyük bir kıtlık çıktı; ve yoksulluk duymağa başladı.[15] Ve gitti, o memleket ahalisinden birine takıldı; o da kendisini tarlalarına domuz gütmeğe yolladı.[16] Ve çocuk domuzların yedikleri keçi boynuzu ile karnını doyurmak istiyor, ve kimse ona vermiyordu.[17] Kendine geldiği zaman dedi: Babamın işçilerinden ne kadarının artan ekmekleri var, ben ise burada açlıktan helâk oluyorum.[18] Kalkayım, babama gideyim, ve ona diyeyim: Baba, ben göke karşı, ve senin gözünde suç işledim;[19] artık senin oğlun denilmeğe lâyık değilim; beni işçilerinden biri gibi et.[20] Ve kalktı, babasına geldi. Fakat henüz uzakta iken, babası onu görüp acıdı, koştu, boynuna sarıldı ve öptü.[21] Ve oğlu ona dedi: Baba, ben göke karşı, ve senin gözünde suç işledim, ben artık senin oğlun denilmeğe lâyık değilim.[22] Fakat baba hizmetçilerine dedi: En iyi kaftanı çabuk getirin, ona giydirin; parmağına bir yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin;[23] ve besili danayı getirip kesin, yiyelim ve eğlenelim;[24] çünkü benim bu oğlum ölmüştü, dirildi; kaybolmuştu, bulundu. Ve onlar eğlenmeğe başladılar.[25] Ve büyük oğlu tarlada idi; eve gelirken yaklaştığı zaman, musiki ve oyun sesleri işitti.[26] Hizmetçilerden birini yanına çağırıp: Bunlar nedir? diye sordu.[27] Hizmetçi de ona dedi: Kardeşin geldi; ve baban besili danayı kesti, çünkü onu sağ salim buldu.[28] Fakat o kızdı, ve içeri girmek istemiyordu; babası dışarı çıktı, ve ona yalvardı.[29] Fakat o cevap verip babasına dedi: İşte, bunca yıldır sana hizmet ediyorum, hiç bir vakit senin emrinden çıkmadım; ve hiç bir vakit dostlarımla eğleneyim diye bana bir oğlak vermedin;[30] fakat senin malını kötü kadınlarla yiyen bu oğlun gelince onun için besili danayı kestin.[31] Ve baba ona dedi: Oğul, sen daima benimle berabersin, ve her nem varsa, senindir.[32] Fakat eğlenmek ve sevinmek gerekti, çünkü senin bu kardeşin ölmüştü, dirildi; kaybolmuştu, bulundu.

Turkish Bible 2018
Bible Society in Turkey