A A A A A

Kilise: [İsa'dan Meseller]

Matta ๕:๑๔-๑๖
[๑๔] Dünyanın ışığı sizsiniz. Dağ üzerindeki şehir gizlenemez.[๑๕] İnsanlar da ışık yakıp kile altına komazlar, ancak onu şamdana korlar; ve evde bulunanların hepsini aydınlatır.[๑๖] Sizin ışığınız insanların önünde böyle parlasın da, sizin iyi işlerinizi görsünler, ve göklerde olan Babanıza hamdetsinler.

Matta 7:1-5
[1] HÜKMETMEYİN ki, hükmolunmıyasınız.[2] Çünkü ne hükümle hükmederseniz, onunla hükmolunacaksınız; ölçtüğünüz ölçü ile de size ölçülecektir.[3] Ve niçin kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği seçmezsin?[4] Yahut nasıl kardeşine: Bırak, gözündeki çöpü çıkarayım, dersin? İşte, mertek senin gözünde![5] Ey ikiyüzlü, önce kendi gözünden merteği çıkar, o vakit çöpü kardeşinin gözünden çıkarmak için iyi görürsün.

Matta ๙:๑๖-๑๗
[๑๖] Ve kimse bir eski esvap üzerine yeni kumaş komaz; zira konulan yama esvaptan koparır ve yırtık daha kötü olur.[๑๗] İnsanlar da yeni şarabı eski tulumlara komazlar; yoksa tulumlar patlar, şarap dökülür ve tulumlar telef olur. Ancak yeni şarabı yeni tulumlara korlar, her ikisi de korunmuş olur.

Matta 12:24-30
[24] Fakat Ferisiler işitince dediler: Bu adam ancak cinlerin reisi Beelzebul ile cinleri çıkarıyor.[25] Ve İsa düşüncelerini bilerek onlara dedi: İçinde ayrılık olan her ülke çöl olur; ve içinde ayrılık olan hiç bir şehir yahut ev durmaz.[26] Ve eğer Şeytan Şeytanı çıkarırsa, kendisinde ayrılık olur; imdi, onun ülkesi nasıl durur?[27] Ve eğer ben cinleri Beelzebul ile çıkarıyorsam, oğullarınız kimle çıkarıyorlar? Bundan dolayı onlar sizin hâkimleriniz olacaklardır.[28] Fakat cinleri Allahın Ruhu ile çıkarıyorsam, bu halde Allahın melekûtu üzerinize gelmiştir.[29] Yahut bir adam kuvvetlinin evine nasıl girip de eşyasını soyabilir? Eğer önce kuvvetliyi bağlarsa, o zaman evini yağma eder.[30] Benimle beraber olmıyan bana karşıdır, ve benimle beraber devşirmiyen dağıtır.

Matta 13:1-23
[1] Ogün İsa evden çıktı, deniz kenarında oturdu.[2] Ve yanına öyle büyük kalabalık toplandı ki, kendisi bir kayığa binip oturdu; ve bütün kalabalık kıyıda durdu.[3] Ve İsa onlara mesellerle çok şeyler söyliyerek dedi: İşte, ekinci tohum ekmeğe çıktı;[4] ve ekerken, bazıları yol kenarına düştü, ve kuşlar gelip onları yediler;[5] ve başkaları toprağı çok olmıyan kayalıklar üzerine düştü, ve hemen sürdü, çünkü toprağın derinliği yoktu;[6] ve güneş doğunca yandı, ve kökü olmadığı için kurudu.[7] Ve başkaları dikenler üzerine düştü, dikenler çıkıp onları boğdular;[8] ve başkaları iyi toprak üzerine düştü, bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı otuz kat semere verdiler.[9] Kulakları olan işitsin.[10] Ve şakirtler gelip İsaya dediler: Neden onlara mesellerle söyliyorsun?[11] Ve o cevap verip dedi: Göklerin melekûtu sırlarını bilmek size verilmiştir; fakat onlara verilmemiştir.[12] Zira kimin varsa, ona verilecek ve artırılacaktır; fakat kimin yok ise, kendisinde olan da ondan alınacaktır.[13] Bundan dolayı onlara mesellerle söyliyorum; çünkü gördükleri halde görmezler, işittikleri halde işitmezler, ve anlamazlar.[14] Ve onlar için İşayanın: “İşittikçe işiteceksiniz de, hiç anlamıyacaksınız; Ve gördükçe göreceksiniz de, hiç seçmiyeceksiniz;[15] Çünkü bu kavmın yüreği kalınlaştı, Ve kulakları ile ağır işittiler, Gözlerini de kapadılar; Olmıya ki, gözlerile seçeler, Ve kulakları ile işiteler, Yüreklerile de anlıyalar, Ve tekrar döneler de, Ben onlara şifa vereyim,” diyen peygamberliği yerine geliyor.[16] Fakat ne mutlu sizin gözlerinize, çünkü görüyorlar; ve sizin kulaklarınıza, zira işitiyorlar.[17] Çünkü doğrusu size derim: Bir çok peygamberler ve salih adamlar gördüğünüz şeyleri görmek dilediler, görmediler; işittiğiniz şeyleri işitmek dilediler, işitmediler.[18] İmdi, ekinci meselini siz dinleyin.[19] Kim melekût sözünü işitir de anlamazsa, şerir gelip onun yüreğinde ekilmiş olanı kapar. Yol kenarına ekilmiş olan budur.[20] Kayalıklar üzerine ekilmiş olan da odur ki, sözü işitir, ve hemen sevinçle alır;[21] fakat kendisinde kök yoktur, ancak bir zaman içindir; ve sözden dolayı sıkıntı ve eza olunca, hemen sürçer.[22] Ve dikenler arasına ekilmiş olan da odur ki, sözü işitir; dünyanın kaygısı, ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar, ve söz semeresiz olur.[23] İyi toprak üzerine ekilmiş olan da şudur ki, sözü işitir, anlar, ve gerçekten semere verir, bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı otuz kat yapar.

Matta 13:24-30
[24] İsa onların önüne başka bir mesel koyup dedi: Göklerin melekûtu, tarlasına iyi tohum eken bir adama benzer;[25] fakat adamlar uyurken, onun düşmanı gelerek buğdayların arasına delice ekip gitti.[26] Ve ekin büyüyüp semere verdiği zaman, deliceler de göründü.[27] Ve ev sahibinin hizmetçileri gelip ona dediler: Efendi, sen tarlana iyi tohum ekmedin mi? öyle ise, delice nereden oldu?[28] Ve hizmetçilere: Bunu bir düşman yapmıştır, dedi. Hizmetçiler de ona: Öyle ise, ister misin, gidip onları toplıyalım? dediler.[29] Fakat o dedi: Hayır, belki deliceleri toplarken, onlarla beraber buğdayı da sökersiniz.[30] Hasada kadar bırakın, ikisi beraber büyüsün; hasat vaktinde ben orakçılara diyeceğim: Önce deliceleri toplayın, ve yakmak için onları demet yapın; fakat buğdayı ambarıma toplayın.

Matta ๑๓:๓๑-๓๒
[๓๑] İsa onların önüne başka bir mesel koyup dedi: Göklerin melekûtu, bir adamın alıp tarlasına ektiği bir hardal tanesine benzer,[๓๒] o tane ki, bütün tohumların gerçi en küçüğüdür; fakat büyüyünce, sebzelerden daha büyüktür, ve ağaç olur; şöyle ki, gökün kuşları gelip onun dallarında yerleşirler.

Matta 13:33-34
[33] İsa onlara başka bir mesel söyledi: Göklerin melekûtu hamur mayasına benzer; bunu bir kadın almış ve üç ölçek un içine, hepsi mayalanıncıya kadar gizlemiştir.[34] İsa bütün bu şeyleri halka mesellerle söyledi; ve onlara meselsiz hiç bir şey söylemezdi;

Matta 13:44
Göklerin melekûtu tarlada saklı bir hazineye benzer. Onu bir adam bulup gizledi; ve sevinçle gitti, bütün varını satıp o tarlayı satın aldı.

Matta ๑๓:๔๕-๔๖
[๔๕] Yine, göklerin melekûtu güzel inciler arıyan bir tacire benzer;[๔๖] ve o, değeri büyük bir inci bularak gitti, bütün varını satıp inciyi satın aldı.

Matta 13:47-50
[47] Yine, göklerin melekûtu denize atılan ve her çeşitten toplıyan bir ağa benzer;[48] dolduğu zaman, onu kıyıya çektiler, ve yere oturup iyileri kaplara koydular, fakat kötüleri dışarı attılar.[49] Dünyanın sonunda böyle olacaktır; melekler gelip kötüleri salihlerin arasından ayıracaklar;[50] onları fırın ateşine atacaklar; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

Matta 15:10-20
[10] Ve İsa halkı yanına çağırıp onlara dedi: Dinleyin ve anlayın;[11] ağza giren şey insanı kirletmez; fakat ağızdan çıkan şeydir ki, insanı kirletir.[12] O zaman şakirtler gelip ona dediler: Biliyor musun ki, Ferisiler bu sözü işitince, gücendiler?[13] Fakat İsa cevap verip dedi: Semavî Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.[14] Onları bırakın; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır; eğer kör körü yederse, her ikisi de çukura düşer.[15] Ve Petrus ona cevap verip dedi: Bize bu meseli anlat.[16] Ve İsa dedi: Siz de mi hâlâ anlayışsızsınız?[17] Anlamıyor musunuz ki, ağza giren her şey karna geçer, ve mecraya atılır?[18] Fakat ağızdan çıkan şeyler yürekten çıkar, ve insanı onlar kirletir.[19] Çünkü kötü düşünceler, katiller, zinalar, fuhuşlar, hırsızlıklar, yalan şehadetler, küfürler yürekten çıkar.[20] İnsanı kirleten şeyler bunlardır; fakat yıkanmamış ellerle yemek insanı kirletmez.

Matta 18:10-14
[10] Bu küçüklerden birini hor görmekten sakının; zira size derim ki, göklerde onların melekleri daima göklerde olan Babamın yüzünü görürler.[11] ***[12] Size nasıl görünür? Bir adamın yüz koyunu olsa, ve onlardan biri yolunu şaşırsa, doksan dokuzu bırakıp dağlara gitmez, ve yolunu şaşıranı aramaz mı?[13] Eğer onu bulacak olursa, doğrusu size derim: Yolunu şaşırmıyan doksan dokuz için sevindiğinden ziyade onun için sevinir.[14] Böylece bu küçüklerden birinin helâk olması göklerdeki Babanızın muradı değildir.

Matta 18:23-35
[23] Bunun için göklerin melekûtu kulları ile hesap görmek istiyen bir kırala benzer.[24] Ve hesap görmeğe başladığı zaman, kendisine on bin talant borçlu biri getirildi.[25] Fakat onun ödemeğe bir şeyi olmadığı için, efendisi onun ve karısının, çocuklarının, ve bütün malının satılmasını ve borcun ödenmesini emretti.[26] İmdi kul yere kapandı, ve ona secde kılarak dedi: Efendi, bana karşı sabırlı ol, ve sana hepsini ödiyeceğim.[27] Ve bu kulun efendisi acıyarak onu salıverdi; kendisine borcunu bağışladı.[28] Fakat o kul dışarı çıkıp kendisine yüz dinar borçlu olan bir kapı yoldaşını buldu. Onu yakaladı ve: Borcunu öde, diyerek onun boğazına yapıştı.[29] Kapı yoldaşı yere kapandı ve ona: Bana karşı sabırlı ol, ben de sana ödiyeceğim, diye yalvardı.[30] Ve o istemedi; fakat gidip borcunu ödeyinciye kadar, onu zindana attı.[31] Bu adamın kapı yoldaşları ne yapıldığını gördükleri zaman, çok kederlendiler, ve gelip efendilerine bütün olanı söylediler.[32] O zaman efendisi onu yanına çağırıp kendisine dedi: Ey kötü kul, bütün o borcu sana bağışladım, çünkü bana yalvardın.[33] Ben sana merhamet ettiğim gibi, sen de kapı yoldaşına merhamet etmeli değil miydin?[34] Ve efendisi kızıp bütün borcunu ödeyinciye kadar, onu işkence edicilerin eline verdi.[35] Eğer her biriniz kardeşine yüreklerinizden bağışlamazsanız, semavî Babam da size öyle yapar.

Matta 20:1-16
[1] ZİRA göklerin melekûtu ev sahibi bir adama benzer ki, sabah erken bağına rençber tutmağa çıktı.[2] Ve rençberlerle günde bir dinara uyuşup onları bağına gönderdi.[3] Ve saat üç sularında çıkıp çarşı meydanında başkalarını işsiz durur gördü.[4] Ve onlara dedi: Siz de bağa gidin, ben size hak ne ise, onu veririm. Onlar da gittiler.[5] Saat altı ve dokuz sularında yine çıktı, yine böyle yaptı.[6] Ve saat on bir sularında çıkıp işsiz duran başkalarını buldu, ve onlara dedi: Neden burada bütün gün aylak duruyorsunuz?[7] Onlar kendisine dediler: Çünkü kimse bizi tutmadı. Onlara dedi: Siz de bağa gidin.[8] Ve akşam olunca, bağ sahibi kâhyasına dedi: Rençberleri çağır; ve sonunculardan başlıyarak birincilere kadar ücretlerini ver.[9] Saat on bir sularında tutulanlar geldikleri zaman, her biri bir dinar aldı.[10] Birinciler geldikleri vakit, daha fazla alacaklarını sandılar; onlar da adam başına bir dinar aldılar.[11] Ve aldıkları zaman, ev sahibine karşı mırıldanarak dediler:[12] Bu sonuncular bir saat işlediler, ve sen onları günün ağırlığını ve sıcağını çeken bizlerle bir tuttun.[13] Fakat o cevap verip onlardan birine dedi: Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum; sen benimle bir dinara uyuşmadın mı?[14] Kendininkini al, git; bu sonuncuya sana verdiğim gibi vermek istiyorum.[15] Malımla istediğimi yapmak bana caiz değil mi? Yoksa benim iyi olduğumu kötü gözle mi görüyorsun?[16] Böylece sonuncular birinciler, ve birinciler sonuncular olacaklardır.

Matta 21:28-32
[28] Fakat size nasıl görünüyor? Bir adamın iki oğlu vardı; ve birincisine gelip: Oğlum, bugün git, bağda işle, dedi.[29] O da cevap verip: İstemiyorum, dedi. Fakat sonradan nadim olup gitti.[30] Adam ikincisine gelip yine öyle dedi. O cevap verip: Ben giderim, efendim, dedi; ve gitmedi.[31] İkisinden hangisi babasının muradını yapmış oldu? Onlar: Birincisi, dediler. İsa onlara dedi: Doğrusu size derim: Vergi mültezimleri ve fahişeler Allahın melekûtuna sizden önce giriyorlar.[32] Çünkü Yahya size salâh yolunda geldi, siz ona inanmadınız; fakat vergi mültezimleri ve fahişeler ona inandılar. Ve siz onu gördüğünüz halde, ona inanmak için sonradan nadim olmadınız.

Matta 21:33-45
[33] Başka bir meseli dinleyin: Ev sahibi bir adam vardı, bağ dikip etrafına çit çevirdi, içinde bir mâsara kazdı, bir kule yaptı, ve onu bağcılara kiralıyıp başka memlekete gitti.[34] Meyva vakti yaklaşınca, meyvalarını almak için hizmetçilerini bağcılara gönderdi.[35] Bağcılar onun hizmetçilerini tutup kimini dövdüler, kimini öldürdüler, kimini de taşladılar.[36] O tekrar öncekilerden daha çok başka hizmetçiler gönderdi; bağcılar onlara da yine öyle yaptılar.[37] Fakat sonradan: Oğlumu sayarlar, diye, onlara oğlunu gönderdi.[38] Bağcılar, oğlu görünce, aralarında: Bu mirasçıdır; gelin, onu öldürüp mirasına konalım, dediler.[39] Ve bağcılar onu tutup bağdan dışarı attılar, ve öldürdüler.[40] İmdi, bağın sahibi geldiği zaman, bu bağcılara ne yapacaktır?[41] Onlar İsaya dediler: Bu kötü adamları kötü surette helâk edip meyvasını mevsiminde kendisine verecek olan bağcılara bağı kiralıyacaktır.[42] İsa onlara dedi: Siz kitapta: “Yapıcıların reddettikleri taş, Köşenin başı oldu; Bu, Rab tarafından oldu, Ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir,” sözünü hiç okumadınız mı?[43] Bundan dolayı size derim, Allahın melekûtu sizden alınacak, ve onun meyvalarını yetiştirecek bir millete verilecektir.[44] Ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak, o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır.[45] Başkâhinler ve Ferisiler onun mesellerini işitince, kendileri için söylediğini anladılar.

Matta 22:1-14
[1] VE İsa cevap verip tekrar onlara mesellerle söyliyerek dedi:[2] Göklerin melekûtu, oğluna düğün yapan kırala benzer ki,[3] düğüne davetli olanları çağırmak için hizmetçilerini gönderdi. Onlar gelmek istemediler.[4] Kıral: Davetlilere söyleyin: İşte, ben ziyafetimi hazırladım, sığırlarım, besili davarlarım kesildi, her şey hazırdır; düğüne gelin, diyerek yine başka hizmetçiler gönderdi.[5] Onlar aldırış etmiyip biri kendi tarlasına, bir başkası da ticaretine gitti;[6] ve artakalanları onun hizmetçilerini tutup hakaret ettiler ve öldürdüler.[7] Fakat kıral öfkelenip ordularını göndererek bu katilleri helâk etti, şehirlerini yaktı.[8] O zaman hizmetçilerine dedi: Düğün hazırdır, fakat çağırılmış olanlar değerli değildi.[9] İmdi, dört yol ağızlarına gidin, ve kimleri bulursanız, düğüne çağırın.[10] Hizmetçiler de yollara çıktılar, ve iyi kötü kimi buldularsa, hepsini topladılar; ve düğün yeri konuklarla doldu.[11] Kıral konukları görmek için girdiği zaman, orada düğün esvabı giymemiş bir adam buldu.[12] Ve ona dedi: Arkadaş, üzerinde düğün esvabı olmıyarak buraya nasıl girdin? Ve onun dili tutuldu.[13] O vakit kıral hizmetçilerine dedi: Onun ayaklarını ve ellerini bağlayın, ve kendisini dış karanlığa atın; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.[14] Zira çağırılanlar çok, fakat seçilenler azdır.

Matta 24:32-35
[32] İmdi, incir ağacından mesel öğrenin: Dalı yumuşayıp yapraklarını sürdüğü zaman, bilirsiniz ki yaz yakındır.[33] Böylece siz de bütün bu şeyleri görünce, bilin ki o yakındır, kapılardadır.[34] Doğrusu size derim: Bütün bu şeyler oluncıya kadar, bu nesil geçmiyecektir.[35] Gök ve yer geçecek, fakat benim sözlerim geçmiyecektir.

Matta 24:45-51
[45] Öyle ise, onlara yiyeceği vaktinde vermek için, efendisinin kendi ev halkı üzerine koymuş olduğu sadık ve akıllı hizmetçi kimdir?[46] O hizmetçiye ne mutlu ki, efendisi geldiği zaman onu böyle yapmakta bulacaktır.[47] Doğrusu size derim: Efendi bütün malları üzerine onu koyacaktır.[48] Fakat eğer o kötü hizmetçi yüreğinden: Efendim gecikiyor, der;[49] kapı yoldaşlarını dövmeğe, ve sarhoşlarla beraber yiyip içmeğe başlarsa,[50] o hizmetçinin efendisi beklemediği bir günde ve bilmediği bir saatte gelecek,[51] ve onu iki parça edecek, ve onun payını ikiyüzlüler ile verecektir; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.

Matta 25:1-13
[1] Ozaman göklerin melekûtu, kandillerini alıp güveyi karşılamağa çıkan on kıza benziyecektir.[2] Onlardan beşi akılsız, beşi akıllı idi.[3] Çünkü akılsızlar kandilleri aldıkları zaman, yanlarına yağ almadılar.[4] Akıllılar ise, kandilleri ile beraber kaplarında yağ aldılar.[5] Fakat güvey gecikince, hepsine uyku bastı, ve uyudular.[6] Ve gece yarısı bir çığlık oldu: İşte güvey, karşılamağa çıkın![7] O zaman kızların hepsi kalkıp kandillerini tazelediler.[8] Ve akılsızlar akıllılara dediler: Bize yağınızdan verin, çünkü kandillerimiz sönüyor.[9] Akıllılar cevap verip dediler: Belki bize ve size yetişmez; daha iyisi, satıcılara gidin, kendiniz için satın alın.[10] Ve onlar satın almağa gittikleri zaman, güvey geldi; hazırlıklı kızlar onunla beraber düğüne girdiler; ve kapı kapandı.[11] Obir kızlar da sonradan gelip: Ya Rab, ya Rab, bize aç, dediler.[12] Fakat o cevap verip dedi: Doğrusu size derim, sizi tanımıyorum.[13] O halde uyanık durun, zira siz günü ve saati bilmezsiniz.

Matta 25:14-30
[14] Çünkü o, başka bir memlekete giderken hizmetçilerini çağırıp mallarını onlara teslim eden bir adam gibidir.[15] Birine beş, birine iki, birine de bir talant olarak, kabiliyetine göre her birine ayrı ayrı verdi; ve yola çıktı.[16] Beş talant alan hemen gidip onlarla ticaret etti, beş talant daha kazandı.[17] İkiyi alan da böylece iki talant daha kazandı.[18] Biri alan ise, gidip toprağı kazdı, efendisinin parasını sakladı.[19] Ve uzun bir zaman sonra, bu hizmetçilerin efendisi geldi, ve onlarla hesap gördü.[20] Beş talant alan gelip beş talant daha getirerek dedi: Efendi, bana beş talant verdin; işte, ben beş talant daha kazandım.[21] Efendisi ona dedi: Aferin, iyi ve sadık hizmetçi; sen az şeyde sadık oldun, seni çok şeyler üzerine koyacağım; efendinin şenliğine gir.[22] İki talant alan da gelip dedi: Efendi, bana iki talant verdin; işte, ben iki talant daha kazandım.[23] Efendisi ona dedi: Aferin, iyi ve sadık hizmetçi; sen az şeyde sadık oldun, seni çok şeyler üzerine koyacağım; efendinin şenliğine gir.[24] Ve bir talant almış olan da gelip dedi: Efendi, ben senin ekmediğin yerden biçer, ve saçmadığın yerden devşirir, sert bir adam olduğunu bilirdim.[25] Ve korktum, gidip toprakta senin talantını sakladım; işte, malın sende![26] Fakat efendisi cevap verip ona dedi: Kötü ve tembel hizmetçi, benim ekmediğim yerden biçtiğimi, saçmadığım yerden devşirdiğimi bilirdin.[27] Paramı bankacılara vermen gerekti; gelince malımı faizile geri alırdım.[28] Bundan dolayı, talantını ondan alıp on talantı olana verin.[29] Çünkü her kimin varsa, ona verilecektir ve ona artırılacaktır; kimin yok ise, elinde olanı bile alınacaktır.[30] Ve yaramaz hizmetçiyi dış karanlığa atın; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

Turkish Bible 2018
Bible Society in Turkey